• Metin boyutu Normal size text | Increase text size by 10% | Increase text size by 20% | Increase text size by 30%

Muazzez Ersoy

Muazzez Ersoy 9 Haziran 1958 yılında İstanbul’un Kasımpaşa semtinde yoksul bir ailede dünyaya geldi. Gerçek adı Hatice Yıldız Levent’ti. Sahne adını Türkiye’de çok tanınmış iki ses sanatçısı olan Muazzez Abacı’nın adı ve Bülent Ersoy’un soyadlarını kullanarak oluşturdu. Babası Yaşar Levent bir taksi şoförüydü. Annesi Fatma Levent ise İstanbul’daki bir sigara fabrikasında çalışıyordu.

Ailesi Muazzez Ersoy’u okula yollayabilmek için çok çalıştı– Muazzez Ersoy İstanbul’daki Taksim Lisesi’ne gitti. Daha bir lise öğrencisiyken yaptığı erken yaştaki evlilik onun resmi eğitimine ara vermesine sebep oldu. Ama bu evlilik uzun sürmedi ve boşanmanın ardından oğlu Ender ile beraber baba evine geri döndü.


Muazzez Ersoy, aile bütçesine katkıda bulunabilmek için İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan, makyaj malzemeleri ve parfüm satan bir mağazada tezgâhtar olarak çalıştı.

Bu sırada, Muazzez Ersoy, Klasik Türk Musikisi dersleri almak için Nişantaşı Müzik Eğitim Merkezi’ne gitmeye karar verdi. Bu özel müzik okulunun masraflarını kendi kazancının bir kısmı ile ödedi. Bu okulda tanınmış bir klasik müzik ustası olan Erol Sayan’dan ders aldı.

Bu dersler 1983’te onun Gaziosmanpaşa’daki bir meyhanede klasik Türk musikisinden oluşan bir repertuarı olan bir şarkıcı olarak ilk defa iş bulmasını sağladı. Tezgâhtarlık yaparken bir yandan da yarı profesyonel şarkıcılık kariyerini sürdürdü. Zamanla özel olarak organize edilen turlarda Anadolu’nun müzik hollerinde şarkı söylemeye başladı.

1990 Muazzez Ersoy için bir dönüm noktası oldu. O yıl devlet kanalı olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’na (TRT) giriş için düzenlenen çok zor bir sınavı kazandı. 1990’larda TRT’nin televizyon ve radyo yayınları üzerinde tekeli vardı ve binlerce genç yetenek yayınlarda yer alabilmek için çok zorlu bir rekabet içindeydi.

1991 Körfez Savaşı sırasında halkın haberlere olan ilgisi en yüksek seviyedeyken haberleri izleyen başlıca yayın saatinde Muazzez Ersoy’un romantik şarkıları yayınlanıyordu ve bu Muazzez Ersoy’un adının ve sesinin tanınmasını sağladı. Bu onun ülke çapındaki ününe katkıda bulunurken, aynı zamanda onu dünya politikalarına ve savaşla yıkıma uğramış ülkelerdeki sivillerin yaşadıkları zor zamanlara dair uyardı.

İlk albümü “Nostalji 1”, 10 Aralık 1995’te çıktı. Bu albümün 7,5 milyon kopyası satıldı. Bu albümü 5 yeni albüm takip etti ve Türkiye rekorları kırdı. Televizyon konserleri de benzer başarılar kaydetti.

Muazzez Ersoy 1996’da Türkiye sınırlarının ötesine ulaşmaya başladı. Azerbaycan’da yerlerinden edilmişlerin umutlarını övdü. Burada mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilmiş insanların bulunduğu kampları ziyaret etti. Düzenlediği konserlerle barış mesajları yaymaya çalıştı.

1997’de savaşın harap ettiği Bosna’daki performansında savaştan etkilenmiş yerleri ziyaret etti. İç çatışmalarla parçalanmış, yerlerinden edilmiş ve barış ve tolerans atmosferini yeniden kurmak için çırpınan bu topluma mesajı yine aynı olmuştu: şefkat. Bosna Hükümeti onu Barış Gülü” ile ödüllendirdi.

1998’de tekrar Türkiye’ye odaklanarak ve Türkiye’deki sosyal ve aile sorunlarına eğilerek Karadeniz kıyısındaki Trabzon’da yaklaşık 25.000 kadın dinleyiciye ulaştı. Trabzon’daki hareketli konserde toplumun tüm kesimlerinden ve Türkiye’nin her tarafındaki kadınlardan alkış aldı.

Aynı yıl, Muazzez Ersoy’a Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı tarafından “Devlet Sanatçısı” ünvanı verildi. Geçmiş Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ödülü bizzat takdim etmiştir ve hâlâ Muazzez Ersoy’un en sadık hayranıdır.

1990’ların sonlarından beri Muazzez Ersoy sosyal yardım işlerinde giderek daha fazla yer aldı. Ersoy, kanserli çocuklar için Ankara’da bir hastane inşa etmeye başladı. Ancak Marmara bölgesinde ve Düzce’de yaklaşık 20.000 kişinin ölümüne sebep olan iki büyük deprem dikkatini bu konuya çevirmesine ve hastane projesini ertelemesine sebep oldu. Depremzedelere yardım eden sivil toplum kuruluşlarını kimliğini belirtmeksizin destekledi. Ersoy, depremden etkilenen bölgelerde kurduğu depolarla depremzedelere yardımda bulundu. Kanserli çocuklar için yapılan hastane iki yıl sonra tamamlanabildi ve Sağlık Bakanlığı tarafından Muazzez Ersoy Hastanesi olarak adlandırıldı. Hastaneye yardımlarını sürdürürken aynı zamanda olanakları kıt olan çocuklar için eğitim projelerine yöneldi ve özellikle de yetimhanelerle ilgilendi. Yetimhanelere olan bu ilgisi, Türkiye’deki refakatçisiz sığınmacı çocukların durumuna ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşları ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin çalışmalarına dikkatini çekti.

Ersoy her zaman kadınların sorunlarına duyarlı olmuştur. Aile içi şiddetin hâlâ büyük bir sorun olduğu bir ülkede kadın-erkek eşitliğini, çalışan kadınlara saygıyı ve kadının aile ve toplumdaki ölümsüz yerinin önemini elinden gelen en iyi şekilde teşvik etti. Daha önce de belirtildiği gibi Trabzon’da düzenlediği “Kadına Övgü” konseri 25.000 kadın ve genç kızın kadın hakları ile ilgili en belirgin barışçıl duyurusu olmuştur.

Artan ününe rağmen alçakgönüllü bir hayat sürdüren Ersoy’un, toplumu tüm kesimlerinden ve tüm nesillerden seveni bulunmaktadır. Kendisi muhafazakarlar ile reformcular arasında köprü kurmaktadır. Tabloid medyanın skandalları ortaya çıkarmak için çok uğraştığı bu dönemde Ersoy ülkedeki sanatçılar arasında hâlâ en üst sırada bulunmakadır. Ersoy, düzenlenen yurt dışı konserlerle Batı Avrupa ve Amerika’daki geniş bir izleyici kitlesine ulaşmaktadır.

Ersoy’un sunduğu ve Star TV’de her hafta yayınlanan eğlence programı rating ölçümlerine göre ülkenin en çok izlenen ikinci programı ilan edildi. Ersoy’un dinamik karakteri Türkiye’nin en uzak köşelerine kadar ulaşmasını sağlamaktadır. Konserler aracılığla sevenlerine ulaşmayı ve performansı süresince kişisel mesajlarını ulaştırmayı amaçlayan Ersoy, etnik ve tarihi temaları işleyen şarkı seçimleriyle de, konserlerinde olsun televizyon programlarında olsun barışa, çoğulcuğa ve kültürel farklılıklara olan bağlılığını yansıtmaktadır. Ersoy, önde gelen politik isimler ile politik bir görüş belirtmeden, medya ve halkla ilişkiler yöneticilerinden etkilenmeden iletişim kurarak ve önde gelen özel sektör ile iyi ilişkiler sürdürerek insancıl yardım konularında onların desteklerini sağlamaktadır.

* Kültür Bakanlığının resmi internet sitesinde Muazzez Ersoy “Devlet Sanatçısı” olarak tanıtılmış ve bu ünvanın kendisine 1998 yılıda Cumhurbaşkanı tarafından verildiği belirtilmiştir. Bu ünvan sanat ve müzik alanlarındaki güzide sanatçılara Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen en yüksek resmi rütbedir. Bu ünvan sanatçılara ömürleri boyunca verilir.