Close sites icon close
Search form

Ülke sitesini ara

Ülke profi̇li̇

Ülke web si̇tesi̇

COP31 öncesinde UNHCR'dan uyarı: Yerinden edilmiş yaklaşık 90 milyon kişi ciddi iklim riskleriyle karşı karşıya

Haberler

COP31 öncesinde UNHCR'dan uyarı: Yerinden edilmiş yaklaşık 90 milyon kişi ciddi iklim riskleriyle karşı karşıya

6 November 2026 Ayrıca şu dillerde de mevcut:
Person walks through floodwater near a settlement of homes and shelters.

Eylül 2025'te Güney Sudan'ın Jonglei Eyaleti'ndeki Bor kenti yakınlarında bir kadın sel sularında ilerliyor.

© UNHCR/Santi Palacios

CENEVRE – Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine giderek daha fazla maruz kalan milyonlarca mülteci ve zorla yerinden edilmiş diğer kişilerin korunması için acil eylem çağrısında bulundu. UNHCR, Türkiye'nin Antalya kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, iklim finansmanının en fazla risk altındaki toplulukların çoğuna ulaşamadığı konusunda uyardı.

UNHCR'nin son raporuna göre, dünya genelinde zorla yerinden edilmiş her dört kişiden üçü, yani yaklaşık 90 milyon kişi, şiddetli kuraklıklar, ölümcül seller ve aşırı sıcaklar da dahil olmak üzere iklim kaynaklı tehlikelere yüksek veya çok yüksek düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyor. Bu kişilerin birçoğu çatışma, şiddet ve zulüm nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldıktan sonra, iklim değişikliğine uyum sağlamak için gerekli kaynakların ve imkânların son derece sınırlı olduğu yerlerde yeni bir krizle karşı karşıya kalıyor.

Raporun merkezinde, iklim krizinin ön saflarında yer alan, yerinden edilmiş topluluklardan sekiz temsilcinin deneyimleri bulunuyor. Bu anlatılar,, iklim değişikliğinin zorla yerinden edilme üzerindeki etkilerine güçlü bir insani bakış açısı sunuyor. Aynı zamanda, yerinden edilmiş toplulukların dayanıklılığını ve geliştirdikleri çözüm yollarını ortaya koyarken, geleceklerini şekillendiren iklim kararlarına seslerinin dahil edilmesinin önemini vurguluyor.

UNHCR Operasyonlardan Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Antón Leis García, “Mülteciler çifte adaletsizlikle karşı karşıya. Neden olmadıkları çatışmalar yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldılar ve şimdi de ortaya çıkmasında en az pay sahibi oldukları iklim krizinin ön saflarında yer alıyorlar,” dedi. Leis García sözlerini şöyle sürdürdü: “Milyonlarca insan için iklim değişikliği uzak bir tehdit değil. Barınma alanlarını yok ediyor, geçim kaynaklarını zayıflatıyor ve hayatlarını yeniden kurma umutlarını tehlikeye atıyor. Zaten çok şey kaybetmiş insanların küresel iklim eyleminde geride bırakılmasına izin veremeyiz.”

İklim değişikliği, yerinden edilmiş kişiler için kalıcı çözümlere ulaşma olasılığını da giderek daha fazla tehdit ediyor. 2026 yılının ilk yarısında ülkelerine geri dönen mültecilerin üçte ikisinden fazlası, iklim kaynaklı tehlikelere karşı yüksek düzeyde kırılgan ülkelere döndü. Bu durum, geri dönüşlerin sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri artırıyor. Yakın dönemde yaklaşık 4 milyon yerinden edilmiş kişinin geri döndüğü Suriye'de, yeraltı su kaynaklarının azalması ve şiddetli iklim olayları toparlanma sürecini tehdit ediyor. Mayıs 2026'da Fırat Nehri boyunca meydana gelen seller evlere zarar verdi ve binlerce kişinin yeniden yerinden edilmesine neden oldu.

Aşırı sıcaklar da giderek büyüyen bir başka tehdit oluşturuyor. 2050 yılına kadar Sahra Altı Afrika'daki her üç mülteci yerleşiminden biri, yılda en az 100 gün tehlikeli düzeyde sıcaklıklara maruz kalabilir. Değerlendirilen yerleşimlerin yarısından fazlasında ise tehlikeli sıcaklıkların görüldüğü gün sayısı yılda en az 50 gün artabilir. Etiyopya'daki Helaweyn de dahil olmak üzere bazı yerleşimlerde tehlikeli sıcaklıklar yılda 200 günden fazla sürebilir. Bu durum, yerinden edilmiş kişilerin sağlığı, geçim kaynakları ve güvenlik bulmak için sığındıkları yerlerde yaşamlarını sürdürebilme imkânları açısından giderek artan riskler yaratıyor.

Öte yandan, hava olaylarıyla bağlantılı afetler son on yılda dünya genelinde 255 milyondan fazla ülke içi yerinden edilme hareketine neden oldu. Bu sayı, günde yaklaşık 70 bin yerinden edilme hareketine karşılık geliyor. Doğu Afrika'da tahminler, çok güçlü bir El Niño ile bağlantılı şiddetli sellerin, sellerin boyutuna bağlı olarak 2026 sonuna kadar Somali, Kenya, Güney Sudan ve Uganda'da 3 milyona kadar insanı yerinden edebileceğine işaret ediyor. Bölge, hâlihazırda yıkıcı sellerin etkilerini yaşamış durumda. 2023 yılında 2 milyondan fazla kişi seller nedeniyle yerinden edilirken, bazı aileler birden fazla kez evlerini terk etmek zorunda kaldı.

İklim değişikliği vatansızlık riskini de artırıyor. Dünya genelinde bildirilen 4,7 milyon vatansız kişinin yaklaşık yüzde 90'ı, iklim kaynaklı tehlikelere yüksek veya çok yüksek düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyor. Hukuki statülerinin tanınmaması nedeniyle birçoğu afet yardımlarına ve iklim değişikliğine uyum sağlamaya yönelik desteklere erişmekte güçlük çekiyor ve bu durum onları özellikle kırılgan hale getiriyor.

Tüm bu risklere rağmen iklim finansmanı, en fazla ihtiyaç duyan topluluklara ulaşmakta yetersiz kalmaya devam ediyor. Kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkeler, büyük mülteci ve yerinden edilmiş nüfuslara ev sahipliği yapmalarına ve iklim değişikliğinin ciddi etkileriyle karşı karşıya olmalarına rağmen, küresel iklim finansmanının yalnızca yaklaşık yüzde 10'unu alıyor. Geri dönüş bölgeleri de dahil olmak üzere iklim değişikliğine uyum çalışmalarına yönelik yatırımların artırılması, geri dönen kişilerin yeniden entegrasyonun desteklenmesi ve güvenli, gönüllü ve sürdürülebilir geri dönüşler için gerekli koşulların oluşturulması açısından da kritik önem taşıyor.

Leis García, “Kırılgan ve yerinden edilmelerden etkilenen bölgelerde iklim değişikliğine uyum sağlamak bir hayatta kalma meselesidir” dedi. “İklim finansmanının, ihtiyaçların en fazla olduğu topluluklara ulaşmasını sağlamalıyız. Bugün dayanıklılığa, geçim kaynaklarına ve sürdürülebilir çözümlere yatırım yapmak, yarın daha fazla insanın yerinden edilmesini önlemeye yardımcı olabilir. Mülteciler ve ev sahibi topluluklar, bu yatırımlarda sonradan düşünülen bir unsur değil, sürecin bir parçası olmalıdır.”

Mülteciler ve ev sahibi topluluklar, Sahel bölgesindeki güneş enerjisiyle çalışan su sistemleri, Uganda'daki iklim koşullarına dayanıklı tarım uygulamaları ve Kolombiya'daki arazi ve mangrov restorasyonu çalışmaları da dahil olmak üzere iklim sorunlarına karşı yenilikçi çözümlere hâlihazırda öncülük ediyor. UNHCR, toplulukların iklim değişikliğine uyum sağlamalarına yardımcı olurken kendi kendilerine yeterliliklerini güçlendirmek amacıyla bu tür girişimleri desteklemek ve yaygınlaştırmak için hükümetler, kalkınma ortakları ve özel sektörle birlikte çalışıyor.

UNHCR, COP31'de hükümetlere ve iklim finansmanı kuruluşlarına, mültecileri ve yerinden edilmiş kişileri ulusal iklim planlarına ve finansman mekanizmalarına dahil etme, kırılgan ve yerinden edilmelerden etkilenen bölgelere yönelik uzun vadeli uyum yatırımlarını artırma ve kısa vadeli insani yardımların ötesine geçerek yerel düzeyde öncülük edilen daha sürdürülebilir çözümlere yönelme çağrısında bulunacak.

Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri olan Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması, zorla yerinden edilme konusunu ve ev sahibi toplulukların ihtiyaçlarını küresel iklim eyleminin gündemine güçlü bir şekilde taşımak için önemli bir fırsat sunuyor.

Leis García, “Mülteciler iklim krizinin ön saflarında yer alıyor, ancak aynı zamanda çözümün de bir parçası” dedi. “COP31, mültecilerin öncü rolünün tanındığı ve iddialı taahhütlerin en fazla risk altındaki insanlara ulaşan somut yatırımlara dönüştürüldüğü bir dönüm noktası olmalıdır. Burada alınacak kararlar, evlerini terk etmek zorunda kalan milyonlarca insan için kalıcı koruma, daha güçlü dayanıklılık ve daha güvenli bir gelecek sağlamalıdır.”

Editörlere notlar

Medya röportajları: UNHCR Operasyonlardan Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Antón Leis García ve UNHCR İklim Eylemi Özel Danışmanı Andrew Harper, COP31'e katılacak ve medya röportajları için hazır bulunacak.

İklim değişikliği ve zorla yerinden edilmeye ilişkin temel veriler

  • Yaklaşık 90 milyon kişi: 2026 yılı ortası itibarıyla, dünya genelinde zorla yerinden edilmiş her dört kişiden üçü; seller, kuraklıklar ve aşırı sıcaklar da dahil olmak üzere iklim kaynaklı tehlikelere yüksek veya aşırı düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyordu.
  • Geri dönen her üç mülteciden ikisinden daha fazlası: 2026 yılının ilk yarısında ülkelerine geri dönen mültecilerin üçte ikisinden fazlası, iklim kaynaklı tehlikelere karşı son derece kırılgan ülkelere döndü. Bu durum, geri dönüşlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
  • Yaklaşık 200 gün tehlikeli sıcaklık: 2050 yılına kadar Gambiya, Eritre, Etiyopya, Senegal ve Mali'dekiler de dahil olmak üzere en sıcak mülteci kamplarından bazılarında, yılda yaklaşık 200 gün veya daha uzun süre tehlikeli düzeyde sıcaklık stresinin yaşanacağı öngörülüyor. Bu süre, mevcut yıllık ortalamanın yaklaşık iki katına karşılık geliyor.
  • 255 milyon yerinden edilme hareketi: Hava olaylarıyla bağlantılı afetler, son on yılda dünya genelinde 255 milyondan fazla ülke içi yerinden edilme hareketine neden oldu. Bu sayı, her gün yaklaşık 70 bin yerinden edilme hareketine karşılık geliyor.
  • El Niño nedeniyle 3 milyona kadar kişi yerinden edilebilir: Çok güçlü bir El Niño ile bağlantılı şiddetli seller, koşulların nasıl gelişeceğine bağlı olarak 2026 sonuna kadar Somali, Kenya, Güney Sudan ve Uganda'da 770 bin ila 3 milyon kişinin yerinden edilmesine neden olabilir.
  • Yalnızca yaklaşık yüzde 10: Kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkeler, iklim değişikliğine karşı en kırılgan durumdaki insanların birçoğuna ev sahipliği yapmalarına rağmen küresel iklim finansmanının yaklaşık yüzde 10'unu alıyor.

Daha fazla bilgi için

- Cenevre: Eujin Byun, [email protected], +41 79 747 87 19