UNHCR Raporu: Koronavirüs mültecilerin eğitimi için büyük bir tehdit – dünyadaki mülteci çocukların yarısı okula gitmiyor

BM Mülteci Örgütü UNHCR, bugün yayımladığı “Mültecilerin Eğitimi İçin Bir Araya Gelmek” isimli raporda COVID-19’un mültecilerin eğitiminde yarattığı yıkıcı etkiyi hafifletmek için uluslararası toplum tarafından ivedi ve kararlı adımlar atılmadığı takdirde, dünyanın en hassas durumdaki toplumlarında yaşamakta olan milyonlarca genç mültecinin potansiyellerinin daha da tehlikeye gireceğini öngörüyor. Rapordaki bilgiler 2019 eğitim öğretim yılına dair genel okula kayıt rakamlarına dayanıyor.

Rapor, bütün ülkelerdeki çocuklar COVID-19’un eğitimleri üzerindeki etkileriyle mücadele ediyorken mülteci çocukların çok daha dezavantajlı durumda olduğunu gösteriyor. Pandemiden önce mülteci bir çocuğun mülteci olmayan bir çocuğa kıyasla okula gitmeme oranı iki kat daha fazlaydı. Durum daha da kötüleşmek üzere – birçoğu okulların kapanması, okul ücreti, üniforma ya da kitaplarının ücretini ödeyememe, gereken teknolojiye erişim sahibi olmama ya da ailelerine destek olmak için çalışmak zorunda olmaları gibi sebeplerden dolayı eğitimlerine devam etme şansına sahip olmayabilir.

“Dünyadaki mülteci çocukların yarısı zaten okula gitmiyordu.” açıklamasında bulunan BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, “Göğüs gerdikleri onca şeyden sonra, bugün onlara eğitim hakkı vermeyerek onların geleceğini ellerinden alamayız. Pandeminin yarattığı büyük zorluklara rağmen, mültecilere ve onlara ev sahipliği yapan topluluklara daha büyük uluslararası destek vererek geçtiğimiz yıllar içerisinde mülteci eğitiminde elde ettiğimiz kritik kazanımları korumak adına yenilikçi açılımlar yapabiliriz.” diyor.

Verilen destek artmadığı takdirde, istikrarlı bir şekilde zorluklarla elde edilmiş okul, üniversite, teknik okul ve mesleki eğitim okullarına kayıt oranlarındaki artış, bazı durumlarda kalıcı olacak şekilde tam tersine dönebilir. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 4’üncüsü olan herkese kapsayıcı ve hakkaniyete dayanan nitelikli bir eğitim sağlanması hedefini gerçekleştirme çabalarını tehlikeye atabilir.

Rapor için kaleme aldığı güçlü Son Söz’de, Vodafone Fonu ve UNHCR’nin Instant Network Schools Programı Elçisi Mohamed Salah, “Nitelikli eğitimi bugün sağlamak, yarın daha az yoksulluk ve acı çekmek anlamına geliyor. Herkes kendine düşen rolü oynamazsa, milyonlarcası dünyanın en yoksul ülkelerinde yaşayan çocuklar nesiller boyunca karanlık bir gelecekle karşı karşıya kalacak. Ancak bir takım olarak, bir olup çalışırsak, onurlu birer gelecek sahibi olmaları için hak ettikleri şansı onlara verebiliriz. Bu fırsatı kaçırmayalım.” diyor.

Rapordaki 2019 verileri, dünyadaki mülteci çocukların yarısından fazlasına ev sahipliği yapan 12 ülkenin paylaştığı bilgilere dayanıyor. İlköğretime genel kayıt oranı %77’yken genç mültecilerin yalnızca %31’i ortaöğretime kayıt yaptırıyor. Yükseköğretimde ise mülteci gençlerin yalnızca %3’ünün kayıtlı olduğu görülüyor.

Küresel ortalamanın çok daha gerisinde olmasına rağmen, bu istatistikler yine de bir ilerleme kaydedildiğini gösteriyor. Ortaöğretime kayıt oranları on binlerce mülteci çocuğun okula yeni kayıt yaptırmasıyla yükseldi, yalnızca 2019’da %2 oranında bir artış yakalandı. Ancak COVID-19 pandemisi, kaydedilen bu gelişmeyi ve diğer önemli kazanımları geri alma tehdidi doğuruyor. Özellikle mülteci kız çocukları için daha da ciddi bir tehlike söz konusu.

Mülteci kız çocuklarının eğitime erişimleri zaten erkek çocuklarına göre daha düşük bir seviyede seyretmekte, ortaöğretim çağına geldiklerinde okula kayıt olma oranları ise erkeklere kıyasla yarı yarıya daha az. UNHCR verilerine göre, Malala Fonu COVID-19’un bir sonucu olarak, bu ay okullar tekrar açıldığında ortaöğretimdeki mülteci kız çocuklarının yarısının okula geri dönmeyeceğini tahmin ediyor. Mülteci kız çocuklarının ortaöğretime genel kayıt oranlarının hâlihazırda zaten %10’un altında olduğu ülkelerde, tüm kız çocukları okulu tamamen bırakma riskiyle karşı karşıya; bu gelecek nesiller için sonuçları olacak tüyler ürperten bir tahmin.

Grandi, “Bu durumun mülteci kız çocukları üzerindeki etkisi konusunda özellikle endişeliyim. Eğitim yalnızca bir insan hakkı değil, eğitimin aynı zamanda mülteci kız çocuklarına, ailelerine ve topluluklarına korunma ve ekonomik anlamdaki katkıları çok belirgin. Uluslararası toplum, onları eğitimin getirdiği fırsatlardan mahrum bırakma lüksüne sahip değil.” açıklamasını yapıyor.

COVID-19’la birlikte gelen kısıtlamalara uyum sağlamak %85’i gelişmekte olan ülkelerle en az gelişmiş ülkelerde yaşayan mülteciler için özellikle zor olmuştur. Cep telefonları, tabletler, diz üstü bilgisayarlar, iyi bağlantı kalitesi, ucuz ve hatta sınırsız veri ve radyolar bile çoğu zaman zorla yerinden edilmiş insanlar için erişilebilir durumda değildir.

UNHCR, hükümetler ve ortakları bu kritik eksikleri gidermek ve mültecilerin eğitiminin devamlılığını sağlamak amacıyla bağlantılı öğrenme, televizyon ve radyo imkânlarını kullanacak ve sağlık kurallarıyla uyum içinde öğretmenleri ve bakıcıları öğrencilerle etkileşim konusunda destekleyecek şekilde yorulmadan çalışıyorlar.

Rapor, ailelerin, toplulukların ve hükümetlerin mülteci çocuklara eğitim vermek için nasıl çalıştıklarını gösteriyor. Ekvador’dan İran’a uzanan hikâyelerle, hükümetlerin mülteci çocukların devlet okullarına kayıt haklarını nasıl yasalara eklediklerini gösteren olumlu örnekler içeriyor. Mısır’da Milli Eğitim Bakanlığının gerçekleştirdiği dijital yeniliklerden, Ürdün’deki bir ailenin çevrimiçi öğrenime geçişten yararlanışına kadar farklı örnekler aktarılıyor. Dünyadaki mültecilerin yarısından fazlasının kentsel alanlarda yaşamasından hareketle, kentlerin mültecilere kucak açmasının ne kadar önemli olduğu İngiltere’nin Coventry kentinin Belediye Başkanının şehrin mültecilerle nasıl ilgilendiğini ve izlenen mantığı anlattığı bir örnekle vurgulanıyor.

Rapor, hükümetlere, özel sektöre, sivil topluma ve diğer önemli paydaşlara, ulusal eğitim sistemlerinin güçlendirilmesi, onaylanmış eğitime dönüşebilecek yollar bulunması ve eğitim finansmanının güvence altına alınarak korunması için çözümler bulma konusunda güçlerini birleştirmeleri çağrısında bulunuyor. Eyleme geçilmediği takdirde, eğitimden mahrum bırakılmış kayıp bir mülteci çocuk nesli riskiyle karşı karşıya olduğumuz konusunda rapor bizleri uyarıyor.

Mültecilerin eğitimine dair riskler COVID-19’la sınırlı değil. Okullara yapılan saldırılar acımasız ve giderek büyüyen bir gerçek. Rapor, bu bağlamda şiddet yüzünden 2.500’den fazla okulu kapanmaya zorlayan ve 350.000’den fazla öğrencinin eğitimlerinin etkilendiği Afrika’nın Sahel Bölgesi’ne odaklanıyor.

 

SON

 

Editörlere not:

Rapor hakkında

Mültecilerin Eğitimi için Bir Araya Gelmek’, UNHCR’nin eğitim alanında yayımladığı yıllık raporların beşincisidir. “Geride Kalmak” başlığını taşıyan ilk rapor Eylül 2016’da düzenlenen BM Genel Kurulu’nun Mülteciler ve Göçmenler Zirvesi öncesinde yayımlanmıştı. Rapor, bağışçılara mülteci eğitimi için çok yıllık ve öngörülebilir fonlar sağlama çağrısında bulunuyordu. İkinci rapor olan “Geride Bırakılmak” ise 2017 yılında yayımlanmış ve mültecilerin içinde bulunduğu acil durumlara yönelik müdahalelerde eğitimin temel unsurlardan sayılması konusunda çağrıda bulunmuştu. “Akıntıyı Tersine Çevirmek” adlı üçüncü rapor 2018 yılında yayımlanmış ve 4 milyon mülteci çocuğun okula gitmediğinin altını çizmişti. Dördüncü rapor olan “Harekete Geçmek: Mülteci Eğitiminde Kriz” ise ortaöğretim ile yükseköğretim arasında okul bırakma oranının yüksekliğine dikkat çekmişti.

Bu yılki rapor BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi’nin ön sözünü ve 2013 yılında Vodafone Vakfı ve UNHCR tarafından mülteci ve ev sahibi topluluk öğrencilerini nitelikli bir dijital eğitime ulaştırmak için kurulan Instant Network Schools projesinin ilk elçisi olan futbolcu Mohamed Salah’ın son sözünü içeriyor.

UNHCR Hakkında

BM Mülteci Örgütü UNHCR, çatışma ve zulüm yüzünden evlerinden kaçmak zorunda kalan insanları korumak için uluslararası alanda yapılan müdahalelere liderlik ediyor. Barınma, gıda, su ihtiyaçlarının karşılanması ve temel insan haklarının korunması konularında hayati yardım sağlıyor ve insanların daha iyi birer gelecek kurabilecekleri, ev diyebilecekleri daha güvenli bir yere sahip olmalarını sağlamak için çözümler üretiyoruz. Vatansız kişilerin vatandaşlık edinmesi için de çalışıyoruz.